×
FRANSA
3.04.2025

ANALİZ

Le Pen’e Seçim Yasağı: Demokrasilerin Yolsuzluk ve Güçle İmtihanı!

Fransa'da 2027 cumhurbaşkanı seçimlerinin güçlü adayı Le Pen, yolsuzluktan suçlu bulundu. Karar, Fransız siyasetine bomba gibi düştü: Le Pen’in beş yıl boyunca Cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olması yasaklandı.
Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi (RN) lideri Marine Le Pen, 2004 ve 2016 yılları arasında Avrupa Birliği fonlarını zimmetine geçirmek, partisinin siyasi kadrolarına ödeme yapmak ve yolsuzluktan suçlu bulundu. Paris Ceza Mahkemesi, karar kapsamında 31 Mart'ta Le Pen ve aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin 23 yetkilisini para cezası, hapis cezası ve seçim yasağına çarptırdı.

Aşırı sağcı Ulusal Birlik’e artan toplumsal destek göz önüne alındığında, 2027 seçimleri Le Pen için siyasetin zirvesine yükselmek üzere bir dönüm noktası olarak görülüyordu. Le Pen anketlerde Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un yerine geçmek için güçlü bir aday olarak gösteriliyordu.

Karar, Ulusal Birlik Başkanı ve Le Pen'in varisi Jordan Bardella'ya aşırı sağın bayrak taşıyıcısı olarak cumhurbaşkanlığına aday olma kapısını açacak gibi görünüyor.

Le Pen ve diğer 23 sanık, AB ile ilgili işlerle hiç ilgilenmeyen parti çalışanlarına ödeme yapmak için Avrupa Parlamentosu fonlarını yasadışı yollardan kullanmak ve yolsuzluk yapmakla suçlandı. Mahkeme, sanıkların 12 yıl boyunca zimmetlerine 4 milyon Avro'dan fazla para geçirdiklerini ve bunun 474.000 Avro'luk kısmından Le Pen'in doğrudan sorumlu olduğunu açıkladı.

Şüphesiz en ağır ceza hem eski bir milletvekili hem de partinin eski başkanı olarak suç işlemekten hüküm giyen Le Pen'e verildi. Le Pen’e dört yıl hapis cezası verildi; bu cezanın 2 yılı ertelendi, 2 yılı ise ev hapsi olarak uygulanacak. Ayrıca 5 yıl boyunca da seçimlere katılamayacak.

Ulusal Birlik başkanı Bardella mahkeme kararına tepki gösterdi. Bardella, “Bugün sadece Marine Le Pen haksız yere mahkum edilmedi, aynı zamanda Fransız demokrasisi de idam edildi” dedi. Bardella ayrıca, "Yaşananlar, Ulusal Birlik'e oy vermeyen milyonlarca insanı Ulusal Birlik'e oy vermeye itecek." dedi.

Ancak erken anketler, karara ilişkin kamuoyunda pek fazla tepki olmadığını gösteriyor. Anket şirketi Odoxa'nın yaptığı bir ankete göre, katılımcıların yüzde 54'ü "kararın Fransız demokrasisinin iyi işlediğini çünkü güçler ayrılığının olduğunu" gösterdiğine inanıyor. Elabe anketi ise katılımcıların yüzde 68'inin hak mahrumiyeti cezalarının derhal yürürlüğe girmesini "normal" bulduğunu ortaya koydu.

Bardella’nın yanı sıra Avrupa'daki diğer aşırı sağ figürler de karara tepki gösterdi. Macaristan Başbakanı Viktor Orbán bu isimler arasındaydı. Rusya’da Devlet Başkanı Vladimir Putin'in sözcüsü Dmitriy Peskov, kararın "demokratik normların ihlali" olduğunu öne sürdü. İtalya'da aşırı sağcı Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, kararı "kötü bir film" ve "Brüksel'in savaş ilanı" olarak nitelendirdi. Salvini, "Korkmayacağız, durmayacağız: Tam yol ileri dostum" diye ekledi.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni Salı günü, Fransız aşırı sağcı Marine Le Pen'in 2027'de cumhurbaşkanlığı yarışına girmesini engelleyen mahkeme kararını kınadı. Meloni, “Demokrasiyi önemseyen hiç kimsenin, büyük bir partinin liderini etkileyen ve milyonlarca vatandaşın temsiliyetini elinden alan bir karara sevinemeyeceğini düşünüyorum" dedi.

Kasım 2023'te ulusal seçimi kazanan Hollandalı aşırı sağcı lider Wilders, "Marine Le Pen'e karşı verilen inanılmaz sert karar karşısında şok oldum. Onu %100 destekliyorum ve ona inanıyorum," diye tepki gösterdi." İspanya'da aşırı sağcı Vox partisi lideri Santiago Abascal, "Fransız halkının sesini susturmayı başaramayacaklar" dedi. İngiltere’de Reform UK Partisi lideri Nigel Farage, Le Pen'in "çok uydurma bir suçlamayla" önünün kesildiğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump da Le Pen'in mahkûmiyetini kınadı. Trump Le Pen’in Fransa cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde anketlerde önde giden en güçlü aday statüsüne atıfta bulunarak, "Le Pen, anketlerde önde olan adaydı ve beş yıllık seçim yasağı cezasıyla önü kesildi" dedi. "Bu ülkeye benziyor, bu ülkeye çok benziyor," diye ekledi.

Diğer taraftan, Fransa merkez sağındaki isimler de karara karşı tedirginlik sergiledi. Fransa medyasında, Başbakan François Bayrou'nun karardan "rahatsız" olduğu bildirildi. Geçtiğimiz yıllarda Bayrou ve partisi benzer suçlamalarla karşı karşıya kaldı. Başbakan bu suçlamalardan geçen yıl beraat ederken, partisinin üyeleri suçlu bulundu. Fransa'nın şu anki Adalet Bakanı Gérald Darmanin, Kasım ayında Le Pen'in 2027’deki seçimlerde aday olamaması durumunda bunun "derinden şok edici" olacağını söyledi. Darmanin, Le Pen'in "başka yerde değil, sandıkta" yenilmesi gerektiğini söyledi.

Öte yandan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, aşırı sağcı Marine Le Pen'in yolsuzluk ve zimmete para geçirme suçundan mahkum edilmesiyle ilgili, “Yasa herkes için aynıdır” değerlendirmesinde bulundu. Macron, "Yargının bağımsız olduğu; hakimlere yönelik tehditlerin kesinlikle kabul edilemez olduğu ve "kanunların herkes için geçerli olduğunu" belirtti.

Le Pen, bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılamazsa Ulusal Birlik, muhtemelen partinin 29 yaşındaki başkanı Bardella'nın devreye girmesini bekleyecek. Fransa'da popülist milliyetçiliğin geleceği bugün olduğundan daha parlak görünmese de Bardella'nın cumhurbaşkanlığı kampanyası sırasındaki deneyimsizliği, görevi yerine getirip getiremeyeceği konusunda kendi saflarında bile şüphe uyandırıyor.

**
Emmanuel Macron'un sıkıntılı ikinci başkanlık dönemi, Fransa'nın Beşinci Cumhuriyet tarihindeki en çalkantılı dönemlerden biri olarak tarihe geçmeye hazır. Bir dizi başbakan baş döndürücü bir hızla gelip geçti. Marine Le Pen'in aşırı sağcı Ulusal Birlik'ini (RN) devirmek umuduyla Macron’un çağrısıyla yapılan Temmuz ayındaki erken seçim, Ulusal Birlik’i neredeyse iktidara taşıdı. Ancak bu dramaların hiçbiri, Pazartesi günü bir oylama kabini yerine bir mahkeme salonunda yaşanan müdahale tiyatrosuyla hiçbir şekilde kıyaslanamazdı.

Paris yargıçlarının, Avrupa Parlamentosu üyesiyken kamu fonlarını zimmete geçirmekten suçlu buldukları Le Pen'in beş yıl boyunca seçimlere katılımını yasaklama kararı, aşırı sağ tehdidinin hakim olduğu siyasi manzarayı derinden sarstı. Macron'un aday olamayacağı 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, Le Pen, Fransa’da siyaset merkezine yönelik derinleşen hoşnutsuzluğu istismar ederek seçimlerin en güçlü adayı haline gelmişti. Bomba etkisi yaratan bir anda gelen yasak kararıyla, şimdi parti içerisindeki himayesi Jordan Bardella'nın devreye girmesi muhtemel görünüyor.

Hukukun üstünlüğünün, bağımsız yargıyı tehdit olarak gören popülist liderler tarafından baltalandığı bir zamanda, hakimlerin bu kararı, siyaset içerisinde gerekli ve anlamlı bir hat çizdi. Klasik bir aşırı sağ alışkanlığı olarak Avrupa Birliği kurumlarını ve vergi mükelleflerinin parasını küçümseyen Le Pen ve yandaşları, 2004 ile 2016 yılları arasında 12 yıl boyunca partilerinin Fransa içerideki yükselişini desteklemek için yaklaşık 4,5 milyon avroyu (3,8 milyon sterlin) yasadışı bir şekilde zimmete geçirdiler. Merkezinde Le Pen'in olduğu sahte bir iş sistemi, finansal olarak zimmete para geçirmeyi kolaylaştırdı. Avrupa Parlamentosu üyesi olarak seçilmesinden sonra başlayıp parti lideri olduktan sonra da devam eden bu durum, hukuki olarak bir cezayı gerektirir.

Mahkeme kararının siyasi sonuçları şüphesiz sismik olsa da okunması daha zor. Karar kapsamında Ulusal Birlik'e verilen para cezası partinin mali kaynaklarına ve kampanya yürütme yeteneğine ciddi zararlar verecek. Ancak karar, kaçınılmaz olarak, aşırı sağın müsses nizam karşıtı kimliğini güçlendirmek için bir “mağduriyet anlatısı” olarak kullanılacak. Tam da bu anlatıya uygun olarak, Le Pen'in mahkumiyetinin hemen ardından, Bardella, Fransız demokrasisinin "haksız" bir kararla "idam edildiğini" dile getirdi. Aşırı sağ dayanışmasının çeşitli mesajları arasında, Elon Musk da aynı temayı tekrarlayarak ön plana çıktı.

Yönetici seçkinlere karşı oldukça karamsar bir görüşe sahip olan seçmenler arasında, mağdur rolü oynamak siyasi kazançlar sağlayabilir. Ancak liberal demokrasilerde adaleti sağlamakla görevli olanlar bu tür hesaplamalarla ilgilenmemelidir. Le Pen'in mevcut siyasi desteğinin düzeyi onu yasanın üstüne çıkarmaz ve yargıçların muhakemesinde herhangi bir rol oynaması da uygun değildi. Siyasi süreçlerde on yıldan fazla bir süredir sistematik yolsuzluğu kolaylaştırmaya istekli bir lider, ülkenin en yüksek makamına aday olma hakkını kaybetmeye hazırlıklı olmalı.

Başarılı bir dizi itirazın Le Pen'e başkanlık yarışına geri dönme yolunu açması hala mümkün, ancak çok olası değil. Avrupa'nın en kötü şöhretli aşırı sağ hanedanının önde gelen üyesi, iktidar şansını mahvettiyse, finansal ilişkilere bakıldığında, bunun tek suçlusu kendisi.


Bu yazı, POLITICO'da 31 Mart 2025’te “Marine Le Pen barred from running for French president” başlığıyla ve  aynı tarihte, The Guardian’da “The Guardian view on the Marine Le Pen verdict: no politician is above the law” başlığıyla yayınlandı. Çeviride editoryal düzenleme yapılmıştır.