×
LATİN AMERİKA
17.04.2024

ANALİZ

Kontrollü Seçim: Venezuela’da Seçimlere Doğru

Venezuela’da Devlet Başkanı Maduro, 28 Temmuz'daki devlet başkanlığı seçimleri için yeniden aday oldu. Bazı muhalefet liderlerinin aday olması engellenirken Seçim Kurulu, 12 adayın başvurusunu onayladı. Adaylar, rejime sadık ya da tehdit oluşturmayan muhalifler.
BİLMEYENLER İÇİN ikna edici bir şovdu. 25 Mart'ta Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Venezuela'da 28 Temmuz'da yapılması planlanan devlet başkanlığı seçimlerine adaylığını açıkladı. Maduro, devlet başkanlığı seçimleri için üçüncü kez aday oldu. Bu sırada Caracas'taki ulusal seçim konseyi merkezinde coşkulu bir görüntü sergiledi.

Hükümeti uzun süredir eleştiren ve muhafazakar bir isim olan Maria Corina Machado, Ekim ayında yapılan muhalefet ön seçimlerinde oyların %93'ünü alarak ezici bir üstünlük sağlamıştı. Geçen yıl yapılan bir kamuoyu yoklaması, Maduro'nun %8,3'lük oy oranına karşılık kendisine %70'lik bir oy desteği olduğunu göstermişti. Ancak Machado için Yüksek Mahkeme tarafından 15 yıl siyasi yasak getirildi. Mahkeme, Machado'nun, Venezuela'nın kamu etiğini, idari ahlakını, hukukun üstünlüğünü, barış ve egemenliğini ihlal ettiğine karar verdi. Bu engeli aşmak için 22 Mart'ta eski bir kongre üyesi ve onu destekleyen partiler koalisyonu alternatif bir aday öne sürdü.

Adayları, seçkin bir felsefe profesörü olan 80 yaşındaki Corina Yoris'ti. Üç göçmen çocuğa sahip yedi çocuklu bir büyükanne olan Yoris'in hikayesi ülkedeki hemen herkesin ilgisini çekebilecek türdendi. 

Fakat rejim, Yoris'i destekleyen siyasi partilerin adaylarını 25 Mart gece yarısından önce seçim konseyinin bilgisayarına kaydetmelerini engelleyerek Yoris'in önünü kesti. Bu tarih, Maduro'nun adaylığını sorunsuz bir şekilde ilan ettiği gün. Ertesi gün seçim kurulu diğer 12 adayın kaydını onayladı. Bu adaylar, rejime sadık ya da tehdit oluşturmayan muhalifler.

En ufak bir meydan okuma şansı olan ve sürenin dolmasına dakikalar kala kaydını yaptırmayı başaran tek kişi Zulia eyaleti valisi Manuel Rosales. Kendisi daha önce 2006 yılında başkanlık için aday olmuş ve merhum Hugo Chavez'e karşı kaybetmişti. Partisi onu bir "diyalog adamı" olarak tanımlıyor. Muhalefetteki pek çok kişi onun, Maduro'nun açıkça kazanacağı hileli bir seçime meşruiyet görüntüsü vermek için gizlice sokulmuş bir isim olabileceğinden korkuyor. Bir Zulia vatandaşı "O kendini yıllar önce sattı" diyor. Yoris onu "hain" olarak nitelendiriyor. Machado ise ona destek vermeyi reddediyor. "Rejim adaylarını seçti" şeklinde cevap veriyor.

Yoris'in önü kesilse de muhalefet bir aday göstermeyi başarmış görünüyor. Eski bir büyükelçi olan Edmundo Gonzalez, yedek aday olarak gösterildi ve 20 Nisan'a kadar yerine başkası geçebilir.

Bu kaos ortamında bazı yorgun Venezuelalılar mizaha başvuruyor. Hepsi erkek olan adayların ilk listesi açıklandıktan sonra, sosyal medyada hepsinin Maduro benzeri bıyıklara sahip olduğu bir görüntü ortaya çıktı. 

20 Mart'ta başsavcı, Machado'nun kampanya yöneticisi ve ekibindeki diğer sekiz kişi hakkında tutuklama emri çıkardı. Bunlardan biri olan Dignora Hernández adlı siyasi danışman "İmdat! Lütfen, yapmayın!" diye bağırırken Caracas'ta devlet güvenlik polisi tarafından zorla bir arabanın arkasına bindirildi. O zamandan beri kendisinden haber alınamıyor. Henüz tutuklanmamış olan birçok çalışanın Arjantin Büyükelçiliğine sığındığı anlaşılıyor. 26 Mart'ta rejim büyükelçinin evine giden elektriği kesince Arjantin resmi bir şikayette bulundu.

Maduro'nun otoriterliği, genellikle sol görüşlü olan Brezilya ve Kolombiya hükümetlerinin bile tepkisini çekmiş durumda. Kolombiya Dışişleri Bakanlığı 26 Mart'ta "çoğunluğu oluşturan muhalif kesimlerin aday kaydı sırasında karşılaştıkları zorluklardan" duyduğu endişeyi dile getirdi. Brezilya da seçim sürecini endişeyle takip ettiğini açıkladı. Maduro rejimi ise derhal her iki hükümeti de Venezuela'nın içişlerine "ağır müdahalede bulunmakla" suçladı.

Asıl mesele şu: Maduro iktidarı kaybederse bunun bedeli o kadar ağır olacak ki, adil bir seçim riskini bile göze alamıyor. Maduro'nun en önemli kaygılarından biri de Venezuela'daki insan hakları ihlallerini inceleyen Uluslararası Ceza Mahkemesi. Ancak demokrasiden vazgeçmenin de bedelleri var.

Geçen Ekim ayında Maduro'nun temsilcileriyle ana muhalefet ittifakı, bu yıl yapılacak seçimlerin çekişmeli geçmesinin önünü açacak bir anlaşma imzaladı. Anlaşma, medyaya erişim ve muhtemel başkan adaylarının yasal olarak buna hakları varsa aday olabileceklerinin garanti edilmesi gibi konuları kapsıyordu. Bu anlaşmanın ertesi günü, Venezuela'da tutuklu bulunan bazı mahkumlar serbest bırakıldı. ABD hükümeti ise Venezuela'nın petrol, madencilik ve finans sektörlerinin büyük bir kısmına uyguladığı yaptırımları altı aylığına geçici olarak kaldırmayı kabul etti. Yaptırımları kaldırma durumunun devam etmesi ya da yaptırımların yeniden uygulanması için belirlenen tarih 18 Nisan.

Caracas merkezli bir danışmanlık şirketi olan Ecoanalítica'ya göre, yaptırımlar kalktığı için Venezuela'nın petrol gelirleri arttı: 2023'te 12 milyar dolar olan gelirler bu yıl 20 milyar dolara ulaşacak. Şimdi tüm bu gelişmeler tehdit altında. 22 Mart'ta Beyaz Saray'ın ulusal güvenlik iletişim danışmanı John Kirby, Machado'nun kampanya ekibinde yer alanların tutuklanmasıyla ilgili konuştu ve rejimin verdiği taahütlerde "ne kadar ciddi olduğu konusunda şüpheye düştüklerini" söyledi. Kirby, rejimin tutumunu değiştirmesi halinde ABD hükümetinin "yaptırımların kaldırılmasını yine de değerlendirebileceğini" de sözlerine ekledi. Ancak geçtiğimiz haftalardan sonra bu hiç olmadığı kadar düşük bir ihtimal gibi. Maduro en azından 2031 yılına kadar başkan olarak kalacak gibi görünüyor.


Bu yazı, The Economist’te 27 Mart 2024 tarihinde “Nicolás Maduro’s sham election: the sequel” başlığıyla yayımlanmıştır. Çeviri yapılırken yazının belirli kısımlarında editoryal düzenleme yapılmıştır.