×
FRANSA

ANALİZ

Fransa’da Çiftçi Eylemleri: Macronist Siyaset ve Geleneksel Siyaset Karşı Karşıya!

Fransız hükümeti ile çiftçileri karşı karşıya getiren eylemler Fransa’nın birçok bölgesinde devam ediyor. Enflasyon, artan bürokrasi, sübvansiyon talepleri, hükümetin tarım alanında tanımladığı yeni standartlar ve büyükbaş hayvan salgını, hoşnutsuzluk listesinin başında geliyor.
24 ŞUBAT tarihinde Paris’te gerçekleşecek tarım fuarı öncesinde Fransız hükümeti ile çiftçileri karşı karşıya getiren eylemler Fransa’nın birçok bölgesinde devam ediyor. Çiftçilerin hoşnutsuzluklarının listesini ana başlıklar halinde özetlemek gerekirse enflasyon, artan bürokrasi, sübvansiyon talepleri, hükümetin tarım alanında tanımladığı yeni standartlar ve büyükbaş hayvan salgını, listenin başında geliyor. 16 Ocak’tan itibaren çiftçiler Carbonne'da A64 otoyolunu iki gece üst üste trafiğe kapatmasıyla başlayan eylemler hükümetin dikkatini çekmeyi başardı. 

Tarım Bakanı Marc Fesneau makamına yeniden atanmasının hemen ardından çiftçilerin karşı karşıya olduğu ve artık sendikaların eyleme geçtiği problemlerin çözümü için sahaya indi. 20 Ocak’ta süt çiftliklerini gezen bakan, çiftçilerin problemlerini çözebilmek adına bürokratik sadeleşmeye gidecekleri ve Macron’un da paylaştığı gibi büyük tarım proje desteklerini başlatacakları vaatlerini yineledi. Çiftçi sendikaları federasyonu (FDSEA) ise 24 Şubat’taki fuar öncesi somut cevaplar beklediklerinin altını çizdi. 

Hükümet tarafı, tarımda veraseti teşvik edici bir yasa tasarısı hazırlığında. Buna ilave olarak tarım alanında BAC +3 düzeyinde yeni bir diplomaya ilişkin de eğitim tarafında reform çalışmalarının devam ettiğini ifade etmekte. BAC +3 üniversitelerin lisans bölümlerine eş değer bir seviye. 

Çiftçiler ise daha yol gösterici bir yasa tasarısı beklentisi içerisinde olduklarını dile getirdi. Özellikle çevre standartları konusu masada ciddi bir ihtilaf konusu olarak varlığını sürdürmekte. Sendikalar, hükümeti üreticilere dayattığı çevre standartlarına uygun olmayan tarım ürünlerini ithal etmekle suçluyor. Bu durumun haksız rekabet doğurduğu ve üreticilerin mağduriyet yaşadıkları dile getiriliyor. 

Enflasyonun bir sonucu olarak artan akaryakıt fiyatları ve sulama maliyetlerindeki artışın çiftçileri zor durumda bıraktığı dile getiriliyor. Bunun yanı sıra çiftlik yöneticilerinin yaşları göz önünde bulundurulduğunda hem sendika hem de hükümet genç nüfusun tarımsal üretime teşvik edilmesinin zorunlu olduğu konusunda hem fikir. Bu bağlamda sübvansiyonları da içeren bir yasa tasarısı hazırlanmış durumda. 

Son dönemde yaşanan eylemlerde Macronist siyaset ile geleneksel sol ve sağ tandanslı siyasi partiler arasında bir ayrımın olduğunun da altını çizmek gerekir. Macronist yaklaşım, siyasi krizler sonrasında geleneksel olarak kendisini sokaklara atma ve eylem yapma eğiliminde bulunan halka karşı, “blokaj” kültürünü, şiddet içeren eylemler statüsüne alıp suç olarak tanımlıyor ve blokaj eylemlerinin karşısında yer alıyor. Bu durumun Fransa siyasetinde önemli bir tartışma konusu olduğunun altını çizmek gerekir. Bir taraf, blokajların istenmeyen sonuçlarının olmasının kaçınılmaz olduğunu, dolayısıyla halkın haklı taleplerinin karşılanmaması durumunda sorumluluğun hükümete ait olduğunu savunuyor. Diğer tarafta ise haklı olsun veya olmasın şiddet içeren eylemler söz konusu olduğunda “kimden gelirse gelsin şiddet eylemlerini kınamaya ve tarafları sorumlu olmaya davet eden” bir yaklaşım söz konusu. Bir başka deyişle bu yaklaşım, eylemlerin barışçıl olmaktan çıkmasını tarafların sorumlu davranmamasına bağlayarak sorumluluğu eylemci gruplara bağlıyor. 

Eylemlerin odağına merkezi hükümetin yanı sıra Avrupa Birliği’nin de konulmasının arkasında, şüphesiz yaklaşan Avrupa Parlamentosu seçimleri var. Avrupa genelinde yaygınlaşan aşırı sağ eğilimlerin Fransa’da da kendisini Le Pen ile göstermeye devam ettiğini belirtmek gerekir. Aşırı sağ eğilimli Rassemblement National’ın (RN) başkanı Jordan Bardella, Avrupa Parlamento’sunun tarımsal istisnalar uygulamak zorunluluğunda olduğunu dile getiriyor. Çiftçilerin yürüttüğü eylemleri ise 2018 tarihinde başlayan sarı yelekliler hareketine benzetiyor. 

Ocak ayının son haftasında ülke geneline yayılan ve Paris’i abluka altına alan eylemlerin anlık bir refleks olduğu yanılgısına düşmemek gerekir. Zira 20 Ocak’ta FNSEA yaptığı basın açıklamasında zaten hafta boyunca ülke genelinde her yerde eylem hazırlığında olduklarını ve bu durumun gerekli olduğu müddetçe, gerekli olduğu sayıda devam edeceğini dile getirdi. Hem ulusal hem de Avrupa Birliği nezdinde yasamayı zor durumda bırakan taleplerin başında ise çevre korumasını öncüleyen pestisit kullanımını azaltmaya yönelik hedef “dayatması” gelmekte. Prosedürlerin basitleştirilmesinin çevre standartlarının düşürülmesi ile başlaması yönünde talepte bulunuyorlar. 

Eylemlerin artan bir şekilde geniş bölgelere yayıldığını söylemek de mümkün. Çiftçilerin eylemine Breton bölgesindeki balıkçılar da katıldı. Ülke genelinde birçok otoban trafiğe kapalı durumda.  23 Ocak’ta yol kapama eylemlerinde meydana gelen trafik kazasında bir kişi hayatını kaybetti. 24 Ocak’ta ise yine bir başka trafik kazasında iki eylemci hayatını kaybetti. 26 Ocak’ta eylemler devam ederken Macron’un Hindistan’a yurtdışı seyahatine gitmesi ise eylemcileri daha da öfkelendirdi. 27 Ocak tarihinde FNSEA ve genç çiftçiler tarafından alınan karar ile ülke geneline yayılan blokajlar kaldırılarak pazartesi (29 Ocak) gününden itibaren Paris’in kuşatılması kararı alındı. 

Paris’i abluka altına alan eylemler aslında ilk değil. Kasım 2023’te de FNSEA, başlattığı eylemlerle su ve bitki sağlığı üretimlerinde yürürlükte olan kirlilik vergisindeki artışın iptal edilmesi talebi ile şehirlerin girişlerine tabelalar asarak eylemde bulunmuş ve bunun sonucunda vergi artışı da iptal edilmişti. Yine aynı dönemde hayvan üreticileri de kimi veteriner teşvikleri almayı başardı. Şimdi ise eylemlerin merkezinde şarap üreticileri var. Özellikle çevresel standartlar nedeni ile haksız rekabetle karşı karşıya olduklarını ifade eden eylemcilerin Ocak ayının son hafta sonunda Paris’i abluka altına alma girişimleri ile meseleyi uluslararası medyada daha yakından takip etme şansı oluştu. Eylemlerin ne şekilde sonuçlanacağını veya sonlanıp sonlanmayacağını yakın zamanda göreceğiz.

ALİ SAFA KARTAL

1988 senesinde doğdu. Liseyi Saint-Benoit Fransız Lisesi’nde okudu. Lise eğitimi sonrasında Sorbonne Hukuk Fakültesi’ne kabul aldı. İki yıl eğitim aldıktan sonra buradaki eğitimini yarıda bırakıp Marmara Üniversitesi İktisat bölümünde eğitimine devam etti. İktisat Tarihi anabilim dalında Osmanlı’daki ilk Fransız elçiliği üzerine yaptığı çalışması ile yüksek lisansını tamamladı. Marmara Üniversitesi’nde halen devam ettiği doktora eğitiminde Osmanlı klasik döneminde kapitülasyon politikaları üzerine araştırma yapmakta.