×
ASYA

ANALİZ

Asya’nın Kalbindeki Tehdit: ISKP/ISIS-K

Rusya ve dünya 22 Mart akşamı Moskova’daki Crocus City Hall konser salonuna gerçekleştirilen terör saldırısıyla sarsıldı. Saldırının ardından terör örgütü DEAŞ Horasan Emirliği (ISKP/ISIS-K) dünya gündemine oturdu.
RUSYA VE DÜNYA 22 Mart akşamı Moskova’daki Crocus City Hall adlı konser salonuna gerçekleştirilen terör saldırısıyla sarsıldı. Saldırıda 140 kişi hayatını kaybetti. Saldırıyı kısa süre sonra Devletü’l Irak ve’ş Şam’ın (DEAŞ/IŞİD) sözde Horasan Emirliği (ISKP/ISIS-K) üstlendi. Güney Asya’yı yakından takip eden uzmanların aşina olduğu terör örgütü, bir anda dünyanın gündemine oturdu. Peki, ISKP/ISIS-K nasıl bir örgüttür, amacı nedir ve genel olarak hedefinde bulunan coğrafya neresidir?

Selefi-cihatçı bir terör örgütü olan DEAŞ/IŞİD’in Orta ve Güney Asya’daki uzantısı olan ISKP/ISIS-K, 2014-2015 yıllarında kuruldu. ISKP/ISIS-K’nin lideri, Sanaullah Ghafari’dir. Örgütün militan sayısı net olarak bilinmiyor. Çeşitli tahminlere göre örgütün 2 bin ile 10 bin arasında militanı var. ISKP/ISIS-K’ye katılanlar genel olarak bölgede var olan Taliban, El Kaide ve Tehrik-e-Taliban Pakistan (TTP) gibi radikal gruplardan memnun olmayan, söz konusu radikal grupların saldırısına uğrayan ve örgütün propaganda sürecinden etkilenen kesimlerdi. Aynı zamanda Özbekistan İslami Hareketi (ÖHİ) gibi çeşitli terör grupları ISKP/ISIS-K’ye biat ederek örgütün bölgede etkili olmasını sağladı. ISKP/ISIS-K’nin amacı, DEAŞ’ın küresel halifeliğinin bir parçası olarak Horasan vilayetini kurmak. Horasan, İran’ın kuzeydoğusu ile Afganistan, Pakistan ve Orta Asya’nın bir kısmını kapsayan bölgenin adı. 

ISKP/ISIS-K’nin varlığı, Afganistan’daki ve bölgedeki denklemleri ve ilişkileri etkiledi. Örneğin Taliban’ın Molla Ömer’den sonraki lideri Molla Ahtar Muhammed Mansur’un ISKP/ISIS-K’ye tek çatı altına girme çağrısında bulundu. Ancak ISKP/ISIS-K, çağrıyı reddetti ve Taliban’ı Pakistan’la iş birliği yapmakla ve ABD’yle Doha’da anlaşmakla suçladı. Bunun üzerine Taliban, örgütü hedef almaya başladı ve çeşitli çatışmalar yaşandı. ISKP/ISIS-K, bölgede hem Taliban hem de ABD için tehdit teşkil etmekteydi. Bu bağlamda ABD, ISKP/ISIS-K’ye hava saldırısı düzenlerken, Taliban da çeşitli çatışmalarda örgüte önemli zararlar verdi. Söz konusu durum örgütün bölgedeki varlığını arttırmasını engellerken, aslında Taliban’ın ABD tarafından kabul edilebilir bir aktör olarak görülmesini de sağladı. Yani uzun yıllar boyunca ABD ve Taliban, birbirlerine karşı saldırılar düzenlerken ISKP/ISIS-K tehdidi, tarafları ortak düşman noktasında birleştirdi.

ISKP/ISIS-K Neden Bitirilemedi ya da Nasıl Büyüdü?

ISKP/ISIS-K, bölgede istenmeyen bir grup olsa da bitirilemedi. Çünkü bölgede önemli bir güç boşluğu bulunmaktaydı. ISKP/ISIS-K, Suriye ve Irak’taki DEAŞ/IŞİD tarafından desteklenmekteydi ve finansal kaynaklarını bölgedeki yoksul insanları etkilemek için kullandı. DEAŞ/IŞİD’in Irak ve Suriye’deki tecrübelerinden faydalandı. Ayrıca çeşitli fundamentalist gruplar içindeki bölünmeleri istismar ederek yeni isim ve grupları bünyesine katıp bunların birikiminden de faydalandı. Özellikle söz konusu isimlerin bölgeyi yakından tanıması önemli bir avantaj sağladı. 

Diğer yandan bölge halkına yönelik doğrudan propaganda yapan örgüt, bir kesimi etkilemeyi başardı. Örgüt; Arapça, Peştuca ve Dari dillerinin yanı sıra Urduca, Hintçe, Bengalce, Özbekçe, Tacikçe, Rusça, Farsça ve İngilizce de yayınlar yaparak büyük bir kesime yönelik propaganda gerçekleştiriyor. Bununla birlikte bölgedeki gizli yapılanmalarıyla camilerden okullara ve medreselere kadar çeşitli mekanlardaki gençleri etkileyebildi. Ayrıca Orta ve Güney Asya gibi geniş coğrafyadan da militan devşirmeye çalışıyor. Bunlara ek olarak Orta Doğu’da güç kaybeden örgüt üyelerinin ISKP/ISIS-K’ye katıldığı da biliniyor. Son olarak ise bölgenin kontrol edilmesi zor olan coğrafi yapısı örgüt için güvenli bir yaşam sahası yarattı.

ISKP/ISIS-K, 26 Ağustos 2021 tarihinde Kabil Havaalanı’nda ABD askerlerine ve sivillere yönelik gerçekleştirdiği saldırının ardından önemli bir moral kazandı. Aynı zamanda ABD’nin bölgeden çekildiği süreçte en çok tartışılan konulardan biri arkasında bir terör ve çatışma merkezi bıraktığıydı. Zira ani bir çekilmenin güç boşluğun arttırması, ABD’nin geride bıraktığı silahların çeşitli terör örgütlerinin eline geçmesi ve Taliban’ın otoritesini tesis edememesi, ISKP/ISIS-K’nin işine yaradı.

ISKP/ISIS-K’nin nasıl bir strateji izlediği de önemli. Örgütün üçlü bir yöntem belirlediğini söylemek mümkün ve ilk önceliği yayılma. Yayılma kapsamında ideolojisini daha geniş kitlelere ulaştırmayı ve hem militan hem finansal kaynak açısından insanları etkilemeyi hedefliyor. İkinci olarak ise şiddeti meşrulaştırmaya çalışıyor. Bu süreçte özellikle dini söylemleri ve tarihsel olayları argüman olarak kullanıyor. Son olarak ise düşmanlarını ya da hedeflerini korkutmaya ve yıldırmaya çalışıyor.  Üç aracın kullanılma yoğunluğu dönemlere göre değişiyor. Örneğin bölgede ilk varlık gösterdiği süreçte yayılmayı kullandı. Şii gruplara, ABD askerlerine ve tekfir ettiği kesimlere karşı gerçekleştirdiği saldırılarda yıldırma yöntemine başvurdu. Ayrıca üç yöntemi aynı anda kullandığı da söylenebilir.

Bölgede varlık göstermeye devam eden ISKP/ISIS-K, 2019 yılında bir adım daha attı. Örgüt bölgede kollara bölünerek saldırılarını sürdürmeye başladı. Bu kapsamda DEAŞ’ın sözde Pakistan Eyaleti (ISPP) ve Hind Eyaleti (ISHP) kuruldu. Gruplar arasında net bir ayrım yapmak oldukça zor. Aynı zamanda benzer bölgelerde üslenmiş durumdalar. ISKP/ISIS-K ve ISPP’nin ana merkezinin Afganistan’daki Nangarhar Eyaleti olduğu ve Pakistan da dahil olmak üzere farklı bölgelerde de varlık gösterdikleri iddia ediliyor.

Terör örgütü, çeşitli dönemlerde gerçekleştirdiği saldırılarla gündeme geliyor. Özellikle Horasan olarak gördüğü bölgede saldırılar düzenlemeye devam ediyor. Nisan 2022’de Afganistan sınırları içinden roketlerle Özbekistan’daki bir askeri üsse saldırı gerçekleştirdi. Ayrıca İran ve Tacikistan’a da saldırılar düzenledi. Afganistan’da ise Taliban’ı ve kendisine karşı olan grupların yanı sıra mezhepsel gerekçelerle Hazaralar’ı da hedef alıyor.
 
Rusya’daki Saldırı ve Gerekçeleri

Bir süredir ISKP/ISIS-K’nin ve ISPP’nin Güney Asya’daki faaliyetlerinde bir düşüş gözlemlenmekteydi. Özellikle Taliban’ın verdiği mücadele ve Pakistan’ın politikaları örgütün hareket alanını sınırladı. Ayrıca TTP’nin bölgedeki varlığının ISKP/ISIS-K’yi ve ISPP’yi engellediği iddia ediliyor. Diğer bir iddia ise örgütün tekrar yapılanma sürecinde olduğu için saldırılarını azalttığı yönünde. Palmer ve Holtz, bir analizlerinde terör örgütünün dirençli bir yapıya sahip olduğunu belirterek örgütün üzerinde artan baskıya paralel olarak ABD ve Avrupa gibi coğrafyalara yönelebileceğini belirtmişti.  22 Mart gecesi ise ISKP/ISIS-K’nin hedefinde Rusya olduğunu gösterdi. 

ISKP/ISIS-K’nin Rusya’ya saldırmasının çeşitli nedenleri bulunuyor. Öncelikle Rusya, Suriye gibi coğrafyalarda DEAŞ/IŞİD’e çok büyük zararlar verdi. İkincisi Rusya’da 25 milyon Müslüman bulunuyor  ve 10 yıl sonra nüfusun %30’unun Müslümanlardan oluşacağı tahmin ediliyor.  Bu durum çeşitli grupların dikkatini çekerken, uzun zamandır farklı örgütlerin Rusya’da gizlice örgütlenmeye ve ideolojilerini yaymaya çalıştıkları biliniyor. Ancak Moskova yönetiminin bu örgütlere çeşitli operasyonlar gerçekleştirirken farklı gruplara ise baskı uyguladığı savunuluyor.

Söz konusu ortamda ISKP/ISIS-K’nin düzenlediği saldırıyla birlikte iki temel amaç taşıdığını söylemek mümkün. Öncelikle, gerçekleştirilen saldırı ile büyük bir propaganda yapmak. Saldırı sürecinde ve sonrasında sadece sosyal medyadan yapılan paylaşımlara bakıldığında başarılı olduğu görülüyor. İkinci olarak ise örgüt, saldırı ile birlikte Moskova yönetiminin ülke içindeki Müslüman kesimler üzerindeki baskısını arttırmasını hedeflediği söylenebilir. Çünkü bu gruplar üzerinde artacak olan baskı, radikalleşmeyi de beraberinde getirecektir. 

ISKP/ISIS-K’nin düzenlediği saldırının nedenlerinden biri Rusya’yı içişleriyle meşgul ederken, Orta Asya gibi alanlarda hareket alanı kazanmak. Zira saldırganların Tacik kökenli olması, ISKP/ISIS-K’nin bölgedeki etkisini de gösteriyor. Bununla birlikte Tacikistan’da önemli bir radikalleşme sorunu bulunuyor ve buradan örgütün diğer devletlere yayılması da muhtemel. Ayrıca sadece bu saldırı değil, Taliban’ın daha önce yayınladığı bilgiler ve şu anda Afganistan hapishanelerinde bulunan eski örgüt mensubu isimlerin önemli bir kısmının Tacik kökenli olması da örgütün Orta Asya’da Tacikistan’ı üs olarak belirlediği ve bölgeye sızmaya çalıştığının kanıtı olabilir. Buna dair en net kanıt ise örgütün özellikle de Çin yatırımlarını da hedef alabilmek için Orta Asya’ya yayılmak istemesidir. Aynı zamanda ISKP/ISIS-K, Uygurlara yönelik söylemler geliştirerek Çin’i doğrudan da hedef alacaklarının mesajını veriyor.  Bu bağlamda yakında sözde Türkistan Eyaleti ya da ülkelere göre Özbek, Kırgız, Kazak, Tacik ve Uygur eyaletleri gibi oluşumlarla yayılmaya devam edebilir.

Sonuç olarak birkaç yıl önce Orta Doğu’nun merkezinde bulunan DEAŞ/IŞİD tehdidi artık Asya’nın kalbinde yer alıyor. ISKP/ISIS-K adıyla kurulan örgüt, bölgedeki çeşitli zorluklara rağmen fırsatların yarattığı etkiyle varlığını sürdürdü ve geniş bir coğrafya da yeni oluşumlara gitti. Terör örgütü günümüzde bölgede Çin’den İran’a, Rusya’dan Hindistan’a kadar birçok devleti tehdit edebilir hale geldi. Rusya’da gerçekleştirilen saldırıyı üstlenen ISKP/ISIS-K, bundan kısa süre önce de Kandahar da bir terör saldırısı gerçekleştirmişti. DEAŞ/IŞİD terörüne ve Moskova’da gerçekleştirilen saldırılara dair çeşitli komplo teorileri ortaya atılırken, son terör saldırıları üzerinden bölgedeki aktörler birbirini suçluyor. Bölge devletlerinin tehdide karşı ortak bir tutum benimseyememeleri durumunda ISKP/ISIS-K’nin Asya’da çıkacak bir savaşın ardından Suriye ile Irak’takine benzer şekilde oluşan güç boşluğundan faydalanarak önemli kazanımlar elde etme planını gerçekleştirme ihtimali giderek arttırıyor. ISKP/ISIS-K aynı zamanda genişleme potansiyeliyle dikkat çeken Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) için önemli bir test olacak.

EMRAH KAYA

Dr. Emrah Kaya, 2011 yılında Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisans derecesini 2014 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde hazırladığı “Latin Amerika’da Sol Liderlerin Yükselişi ve Uluslararası Politikaya Etkisi: Venezuela-Bolivya Örneği” başlıklı teziyle aldı. Kaya, doktora derecesini de 2022 yılında aynı üniversitede hazırladığı “Terörle Mücadelede Müzakere Yöntemi: ETA-FARC-LTTE-PKK” başlıklı teziyle elde etti. “Terörizmle Mücadelede Müzakere Yöntemi: ETA-LTTE-PKK-FARC” (2022) adlı kitabı yayınlanan ve uzun süre düşünce kuruluşunda çalışan Kaya, Afganistan ve Irak da dahil olmak üzere farklı çatışma bölgelerinde saha araştırması yaptı. “Hugo Chávez’in Petrol Politikası ve ABD” (2014), “Afganistan Barış Süreci: Küresel ve Bölgesel Aktörler” (2021) ve “Ripeness Levels and Their Relations with the Success of the Negotiation Method: CPP-NPA, TTP, IRA” (2023) başlıklı çeşitli akademik çalışmaları yayınlanan Kaya’nın başlıca araştırma alanlarını Latin Amerika, Orta Asya, terörizm ve barış süreçleri oluşturuyor.